Futbol yorumcusu Rıdvan Dilmen, HT Spor kanalında Galatasaray ile ilgili yorumlarda bulundu.
Dilmen'in açıklamaları şu şekilde:
"GERÇEKTEN HİÇ BEKLEMİYORDUM"
"Galatasaray, sezona 6'da 6 ile başladı. Ezeli rakibini yendikten sonra bu kadar yüksek temposunu ve arzulu futbolunu gerçekten hiç beklemiyordum. PAOK da beklediğimizden iyi oynadı. Eğer bu maç berabere bitseydi çok yazık olurdu."
"ADIM KADAR EMİNİM..."
"Teknik adamlar eleştiriye açık olmayabilir ama iç dünyasında bunlar hep vardır. Belli ki Okan Buruk, Young Boys maçından ders çıkarmış. Adımın Rıdvan olduğu kadar biliyorum ki 1-1 devam etseydi hemen çift forvete dönecekti. Onun yerine Kerem Demirbay hamlesi yaptı. Çok profesyonel ve hiç küskünlük yapmıyor. Hep kendini gösteriyor. Sonra da Michy Batshuayi'yi aldı. Bu değişikliği anlamadım."
"GATTUSO, PİRLO VE KAKA GÖREVİ GÖRDÜLER"
"Galatasaray'ın orta sahasında sanki Torreira (Gattuso), Kerem Demirbay (Pirlo), Gabriel Sara (Kaka) görevi gördü."
"ICARDI, ÇOK BAŞKA SEVİYE"
"Abdülkerim Bardakcı gecenin en iyisiydi. Ismail Jakobs'u çok beğendim. Victor Osimhen fizik ve tarz olarak iyi futbolcu ama Mauro Icardi de çok başka bir seviye. Eğer Galatasaray çift forvet oynayacaksa 4-4-2, 3-4-1-2, 4-3-2-1 ya da 3-5-2 formülüne gidecek. Ayrıca duran toplarda da çok etkili olmaya başladılar. Hafta sonu Kasımpaşa maçında 4-5 oyuncu rotasyona girecektir." ifadelerini kullandı.
Kaynak: habersarikirmizi.com
Güncelleme Tarihi: 26 Eylül 2024, 15:55
ETEM SEVİK
KONUK SOSYAL BİLİMCİ VE YAZAR
Korku, sevinç gibi bir insan duygusudur. Sevinmekten farklı olarak, korktuğumuz durumda kendimizi kötü hissederiz. Korku ama bazı zamanlarda insana bir sorundur. Her zaman olmazsa da, farklı zamanlarda beliren korkunun ve gittikçe korkma halinin parçalarının birbirleriyle somut bağlantısı insanı daha çok korkutur. Korkudan arınmak, korku düşüncesinin derinleşmesine fırsat vermemek veya korkmanın somut gerekçeleri varsa şayet, bunlardan kurtulmak için çaba sarfetmekle olur.
“Aniden gelişen veya uzun bir süre aklımızda şüpheyle yer eden belirsiz veriler ve anlamlandıramadığımız kişi ve olaylar karşısında korkarız. Bu değişen yeni durumu bir çeşit “korku” olarak tanımlayabiliriz. Ancak bu korkma halimiz, dilden veya bir takipten olabilir, vesaire.
Kişi ve olaylar karşısında hiçbir şeyden emin değilsek eğer, o zamanda bu yolculuğumuzun sonunda nelerle karşılaşacağımızı kestiremiyoruzdur. Bu değişen yeni durumda hem korkarız hem de korkudan kaynaklanan nedenlerle benliğimizi bir normal heyecan kaplar. Aniden bize ne olduğuna, ne olacağına karar verdiğimizde ise, varlığımız korkunun, korkmanın ötesinde fiziksel ve ruhsal güven arayışına girer, bir deyimle sağlığımız, moralimiz ve huzur ve mutluluğumuz için güvenli bir liman arayışına girişiriz. Örneğin bu zamanın içerisinde bize iyi geleceğini düşündüğümüz olumlu insanlar, sosyal ortamlar ile yerlere yönelmemiz ve gitmeyi tercih etmemizle sonuçlanır ki, bizi üşüten ve biran önce geçmesini istediğimiz buz gibi soğuk havaların ardından gelecek ılık esen sıcak günlere ulaşmayı ümit etmemiz gibidir.”